
Yoktu bizim zamanımız da kardeşim... Bizim peşimizden konvoylar gelmedi, bir kaç arkadaş uğurladılar otogardan, sessiz sakin... "Her Türk asker doğar" diye bağırmadı, kıçlarını araba pencerelerinden çıkarmış kızlar... Kimse koskoca bir şehri, biz askere gidiyoruz diye gürültüye de boğmadı, trafiğini felç de etmedi... Babamız elini öperken, "alnının akıyla bitir gel" dedi sadece... Anamız hiç bir şey demedi, her zamanki gibi sessiz gözyaşları ile yolladı bizi... Yirmi yaşın bütün salaklığı, bilmediğimiz bir ortamın korkusu ile vardık Nizamiyeye... Dayaklar yedik sonra, süründük, hakarete uğradık,acı çektik, alıştık... Fakat hiç bir zaman bir yerlerden gelecek kör bir kurşunun korkusunu duymadık...
Şimdi bütün mahalle büyük bir şamata ile yolluyoruz çocuklarımızı, sloganlar, marşlar eşliğinde... Acaip bir gaza getirme psikolojisi hakim hepimize... "Vatan sana canım feda" diyoruz, bu saatten sonra kimsenin istemeyeceğini bilerek... Aslında gidene mesaj veriyoruz, canımızı feda
ya hazırmışız diye yaparak... "Öl" diyoruz... Gerekirse öl... Benim için öl... Benim paranoyamı bastırmak için, benim rahatça sevişmem için, benim rahat para kazanmam, rahat gezmem, oturduğum yerden rahat vatan kurtarmam için öl... Karşında ki senin kadar saf, senin kadar çaresiz, senin kadar zavallı ve senin kadar genç adamı öldür ve gerekirse sen de öl...
Çocuklarını, kendileri için ölsünler diye güle oynaya savaşa yollayan kaç ulus var bu dünya da acaba ? Vardır, vardır... Ulusları topyekün hakimiyet altında tutmak için kullanılan en etkili ikinci yöntemdir Milliyetçilik... Ve milliyetçilik te ilk yöntem olan din gibi korkuyla beslenir... Korkuyu ne kadar pompalarsanız topluma, o kadar gözü kara köleler haline getirirsiniz onları... Gelecekleri için korktukları çocuklarını, ölüme gönderecek kadar anlamsız davranışları normalleştirir, ölümden korkmak gibi en doğal şeyleri ayıp haline getirirsiniz... Siz atılan her mermi de banka hesabınıza para pompalar, güç ve iktidarı eliniz de tutarken, korkunun ölümüne cesaretlendirdiği gencecik bedenler o mermileri vücutlarına yerler...
Oysa bir baksalar, çocuklarını ölüme yollayanlar TV haberlerine... Şehit cenazelerinin peşindeki yarım hırka, lastik terlikli anneleri farletseler... Bir düşünseler, Teşvikiye camii'nin kara gözlüklü, şık anneleri niye hiç bir şehit cenazesinde görünmüyor diye? Sırf düşünmemek için bir ömür varlığından emin olmadığı bir tanrıya tapınmayı göze alanlar, evlatlarını mı gözden çıkaramayacaklar...
0 yorum:
Yorum Gönder