
Ne istiyorsun hayattan ? Neye mızmızlanıp duruyorsun, oyuncağı elinden alınan çocuklar gibi ? Ne diye hayatı suçluyorsun, her geçmişine bakıp, kaçırdıklarını gördüğün de ?
Hayat sana bir şey vaad etmemişti ki zaten, sen bir şeyler umdun sadece... Güzel şeylere sahipken bunun hayatın bir ödülü olduğunu zannettin sen ve hep kalacağını... Hayat ödüller verirken pek de sevmekteydin kendisini, diğer yüzünü görmek bile istemedin o yüzden... Hep kaybettiğin zamanlar da, adil olmasını istedin hayattan, kazanırken, hiç sorgulamadın onu...
Çok güvendin ona çok... Dünyayı hep senin etrafında döndürecekti, dostların hep yanında kalacak, sevdiklerin hiç ölmeyecek, vücudun eskimeyecekti... Zaman bile ağır ağır akacaktı senin için... Çünkü her şeyin merkezin de sen vardın ve hayat seni çok ama çok sevmekteydi... Tek sevgilisinin sen olmadığını, aklına bile getirmedin... Oysa senin için ömür boyu sürse de, onun için ancak günü birlik bir şeydin sen...
Sonra bir rehavet, bir rehavet... Hayata dostun değil, hizmetçin gibi davrandın hep... Ne onun için, ne kendin için hiç bir şey yapmadın... Çok yavaştın, hayatın da yavaş olacağını sandın... Oysa o binlerce yıldır, senin gibi milyarlarcasını, göz açıp kapayana dek yolcu edecek kadar hızlıydı... Üstelik hafızası da pek güçlü değildi, sadece derin izler bırakanları tuttu aklında... Ve inan sen de, hiç bir iz bırakmadın...
Şimdiler de farkına varıyorsun, dostluğunuzun sonsuza kadar sürmeyeceğini... Dört elle sarılmaya çalışıyorsun ona ama çok geç... O senden umudunu keseli çok oluyor... Kendi yoluna yürümeye devam edecek, senin nerede ve ne zaman yanından ayrıldığından haberi bile olmayacak... Ve sen de bilmeyeceksin, ayrılık zamanını... Son ana kadar belki sana döner umudu ile yaşayacaksın... Evet hayat çok acımasız, sen yine de kişisel alma olur mu ? Hep böyleydi o...
“Aslolan şey HAYAT ve DEĞİŞİM’dir”
YanıtlaSilHayat hep aynı kulvarda koşuyor, asırlardır çizgisini değiştirmedi…O’na uyum sağlayamadığın için kulvar değiştiren sensin,sürüden ayrıldın, kurtlara yem olmamak için çırpınıp duruyorsun.Dönüş mümkün değil ,zaten “eski Nihan” olmak gibi bir derdin de yok...Nihan şu anda iyi bir “eş” değil ,iyi bir “anne” değil ,iyi bir “ev kadını” değil ,iyi bir “müslüman” değil ,iyi bir “dost” değil ,iyi bir…. vs. vs. vs. değil...değil….DEĞİL….!
Hayalleri,umutları yok ama korkuları var,bu korkular kaygıya dönüşecek diye ödü kopuyor;korkudan Deborah’ın öyküsünü ayrıntıları atlayarak okuyor; aralarında bir paralellik var mı bilmek istemiyor… Depresyon risk faktörü ;Alzheimer,akıl hastası olmak,intihar etmek ….geçişler bıçak sırtı mı ? “O noktaya nasıl geldiğini anlayamaz insan “ diyor doktoru ;çok VAHİM bir şey bu ,aklını başına topla ! Empati semerini olanca ağırlığıyla sırtına vurmanın hiç sırası değil…
Önce hayatla takıştın,sonra inançlarına saldırdın…Suçlu mu arıyordun ;bulsaydın rahat edecektin lakin ,yaşamak zor zanaat ,rahat etmek diye bir şey yok ve sen yaşamak zorundasın! Bunu ister güler yüzle kabullen,ister asık yüzle ama , KABULLEN!
Çok sevimsiz bir durum…
………….
”görünmez akşamın ufkundayız,vakit çok geç / bu son fasıldır ey ömrüm ,nasıl geçersen geç”…
Her dinlediğinde tepki gösterir,kızardın..Ne demekmiş “nasıl geçersen geç” sen nasıl istersen öyle geçecekti ömrün ; zavallı Nihan…Eskiden huzurluydun , sevecendin , iyimserdin , umutların vardı ve ölmekten korkardın ;sosyaldin ,enerji doluydun ,gözü karaydın ,mücadeleciydin , 25.saati isterdin … kısacası bir zamanlar kartaldın ! Neye yaradı ? Bu azim ,yaşama tutkuyla bağlanma neye yaradı? Söylesene , nasıl istersen öyle mi geçiyor ömrün?
Önceleri ne denli hassas idiysen ,şimdilerde o denli duyarsızsın.
Bu halinle seni sevmekte zorlanıyorlar mı?
Artık daha mı az işe yarıyorsun?
Bencilsin ve özveride bulunmak istemiyor musun?
Sen kabul ettiğine “?” göre onlar da etsinler… Nihan artık DEĞİŞTİ !!!